Bilinçli Hipnoz
1950'lerden Günümüze Aktarılan Deneyim
Anasayfa İletişim
  ANKET

Hipnozu yardımcı bir tedavi yöntemi olarak kullanıyor musunuz?

Hipnoza inanmıyorum
Hayır hiç kullanmıyorum
Bazen kullanıyorum
Çoğunlukla kullanıyorum
Her zaman kullanıyorum

HİPNOZ İLE İLGİLİ SORU VE YANITLAR

- Hipnozun sokaktaki adam için önemi nedir?

- Hipnoz, tıbbın yetersiz kaldığı durumlarda kullanılmaktadır. Bunun dışında, psişik kökenli rahatsızlıklarda (tikler; asansörlerden, uçaktan korkma; kekemelik; araç tutmaları; şişmanlık, zayıflık; ders çalışma zorluğu; cinsel sorunlar, v.s.) sokaktaki adama yararlı olabilmektedir.

- Herkes hipnoza girer mi? Hipnoza yatkınlık, kişinin doğuşla getirdiği bir özellik midir?

- Yapılan araştırmalar zeki kişilerin, zekaları ortalama ya da ortalamanın altında olanlardan; kültürlü olanların kültürsüz olanlardan; ruh sağlığı yerinde olanların hastalıklı olanlardan; kadınların erkeklerden ve kişilik yapısı olarak dışa dönük olanların içe dönük olanlardan daha kolay hipnoza girdiğini gösteriyor. Hipnoz, geri zekalılara, şizoidlere, beş yaşından küçüklere, çok yaşlılara ve bunaklara uygulanamıyor.

- İnsanların kaçta kaçı hipnoza girer?

- Hipnozun uygulanamadğı grup dışarda bırakılırsa, insanların % 90'ının hipnoza girdiği, geri kalan yüzde 10'un da değişik bir hipnozcu ya da yöntemle başarılı olunduğu kanıtlanmış. (kişi direnmediği sürece...) Ancak hipnoz derinliğinde farklılıklar olabiliyor.

- Televizyon ya da telefon aracılığıyla hipnoz uygulanabilir mi?

- Evet, bir hipnozitör televizyon başında izleyenleri uyutabilir. Telefonla hipnoz da çok yaygın olarak uygulanan bir yöntemdir.

- Hastanın hipnozdan çıkmak için hipnozu veren doktora gereksinimi var mıdır? Hipnozu veren ve alan kişilerin beyinleri arasında bir duygusal ve düşünsel iletişim olduğu kabul edildiğine göre, hasta hipnozdayken doktor ölürse ne olur?

- Hastanın hipnoza girmek için doktora gereksinimi vardır, çıkmak için değil! Araştırmalar, hipnozu veren doktorun hastayı hipnozda bırakıp gitmesi halinde, en az yarım, en çok dört saat sonra hipnozdan çıktığını göstermektedir. Doktor ölecek olursa, hasta kendiliğinden hipnozu çözer.

- Otohipnoz nedir?

- Kişinin, hipnozitöre gereksinim duymadan, kendi kendini hipnoza sokarak telkin vermesidir. Bu, hastaya doktor tarafından öğretilir ve hasta kendine ancak yetki verilen alanda telkin verebilir. Örneğin migren ağrılarını otohipnozla durdurmak için telkin alan bir hasta, diş ağrısını geçiremez.

- Hipnozin hasta için fizyolojik ya da psikolojik açıdan bir zararı var mıdır?

- Hipnoz sırasında kişinin kan basıncı, kan şekeri, solunum, dolaşım gibi hayati fonksiyonları biyolojik olarak etkilenmez. Dolayısıyla hasta için bir tehlike söz konusu değildir. Hipnoz sonrası dönemde de bir sakıncası olduğu görülmemiştir. Ancak çok derin trans durumundan açılırken (ameliyat sonraları) şaşkınlık döneminin bir süre devam etmesi mümkündür.

HİPNOZ DOĞAYI ZORLAMIYOR

Nokta Dergisi, hipnoz konusunda, İstanbul'da yaygın ve etkin biçimde hipnoz uygulaması yapan "Bilinçli Hipnoz Merkezi" Başkanı Diş Hekimi Ali Eşref Müezzinoğlu ile görüştü

Nokta: Hipnozu kimler uygulayabilir?

Müezzinoğlu: ABD'de ve İngiltere'de hipnozu yalnızca diş hekimlerinin, doktorların ve psikologların uygulayabileceğine dair kanun var. Türkiye'de bu konuda bir kural yok, ama biz de aynı meslek gruplarının uygulaması gerektiğini savunuyoruz. Hipnoz tıbbi bir metotdur. Tıbbi amaç dışında kullanılması, metodun suistimal edilmesi demek olur.

Nokta: Hipnoz gerekli mi?

Müezzinoğlu: Kuşkusuz. 21. yüzyıla girmeye bir adım kaldı, hâlâ hipnozun gerekliliği tartışılıyor. Hipnoz gerekli, çünkü tıbbın yaklaşamadığı birçok sorun var. Örneğin, alerjik bünyelere tıbbi olarak hâlâ yaklaşamıyoruz. Her türlü anestezik solüsyona alerjisi olan bir mühendis hastamızın dişlerini ancak hipnozla çekebildik.

Nokta: Hipnoz bir yerde, doğayı zorlamak olmuyor mu? Örneğin siz diş çekiminde kanamayı durduruyorsunuz. Oysa doğa yerinden çıkan bir dişin kanamasını istiyorsa, bunun bir işlevi olması gerekmez mi?

Müezzinoğlu: Bu düşünceyle hareket edecek olursak, tıbbın da doğaya karşı olduğunu kabul etmemiz gerekir. "Mide kanaması geçiren bir hastaya dokunmayalım, doğa ölmesini istiyor, bırakalım ölsün"mü diyeceğiz? Hipnoz da aynı şey. İlaç değil de telkinle yaklaşıyoruz hastaya. Hipnoz doğayı zorlamak değil, doğanın üstüne çıkmak da değil. Sadece, zaten varolanın biraz daha fazlasını kullanmak.

Nokta: Türkiye'de hipnozu, yani kendi çalışmalarınızı yeterli buluyor musunuz?

Müezzinoğlu: Türkiye'de hipnozun ileri düzeyde olduğunu artık dünya kabul ediyor. Ama artık Türkiye'de bütün dünyada olduğu gibi olaya üniversite sahip çıkmalıdır. Bu bizim 30 arkadaş, kişisel çaba ve özverilerimizle sürdürebileceğimiz bir olay değildir. Ne kadar olsa araştırmalarımız yetersiz kalıyor, sesimizi yeterince duyuramıyoruz ve hipnotik tedaviyi geniş halk kitlelerine indiremiyoruz.

"HİPNOZUN GERÇEK YÖNÜ"

ALTERNATİF TIP ülkemizde Hipnoz konusunda ciddi çalışmalar yapan Diş doktoru Ali Eşref Müezzinoğlu ile görüştü:

A. TIP: "Hypnosis" Yunanca bir sözcük ve uyku anlamına geliyor. Siz hipnozu nasıl tanmlıyorsunuz?

Dt. Müezzinoğlu: Ben hipnoz için; insanoğlunun kendi varlığında yer alan, içine baktığı, kendini yönlendirdiği bir psikolojik durumdur diyorum. Bunu açtığımız zaman da, uyku olmadığını iddia ediyorum. Bilimsel açıdan da hipnoz sırasında alınan EEG kayıtlarında uyku durumu olmadığı açıkça görülmüştür. İnsanların birçok sorununu çözmede hipnoz alternatif bir tedavidir ve hiçbir riski yoktur.

A. TIP: Türkiye'de bilim çevrelerinden destek görüyor musunuz?

Dt. Müezzinoğlu: Üzülerek söyleyeyim ki, destek değil köstek görüyoruz. Nedense olaya şarlatanlık olarak bakma alışkanlığı sürüyor. Biz ekip arkadaşlarımızla, üniversite düzeyinde çeşitli seminer ve konferanslarla uygulamalarımızı gösterip, sonuçlarımızı aktarmaya çalıştık. Dünya hipnozu kullanıyorsa biz neden gözümüzü kapatacağız?Ben istiyorum ki olaya araştırma açısından, üniversite düzeyinde psikiyatri, psikoloji ve dişhekimliği dallarında yaklaşılsın. Kara gözlüklerimizi çıkarıp biraz gerçekçi açıdan bakmaya çalışırsak sanıyorum insanların pek çok sorununu çözmekte hipnoz bir alternatif tedavi olacaktır. Hiçbir risk taşımadığı ve genellikle insanlara büyük oranda başarıyla uygulanabileceği varsayımı, herhalde tıp için bir aşama sayılacaktır. Batı bunu yapmaya çalışıyor ama biz nedense görmek istemiyoruz.

A. TIP: "Çalışmalarınızla yurt dışında tanındığınızı biliyoruz. İlgileri nasıl?

Dt. Müezzinoğlu: Biliyorsunuz " Bilinçli Hipnoz" yöntemini ilk kez 1952'de Opr. Dr. H. İ. Öztürk başlattı. Aramızdan ayrıldığı 1979 yılına kadar tedavi ettiği 2000 olgunun 250 kadarı, hipnozla ağrısız olarak gerçekleşmişti. Daha sonra bizler, Bilinçli Hipnoz Ekibi olarak, 3877 olgumuzu istatistik dökümünü yaparak 1982 de İngiltere'de yapılan 9. Uluslararası Hipnoz Kongresi'nde sunduk. 1983'te Avusturya'da, yine aynı yıl Yunanistan'da düzenlenen kongrelerde bildirilerle çalışmalarımızı açıkladık. Bu arada, Avrupa hipnoz birliği başkanı Alman Prof. Dr. Thomas Klaus ile tanıştık. Çalışmalarımızı çok ilgi çekici buldu. Prof. Klaus, 1985'de 2 asistanı ile birlikte davetlimiz olarak İstanbul'a geldi ve bir hafta kalarak merkezimizdeki çalışmaları izledi. Bu arada Türk doktorlarına bir konferans verdi. Yurt dışı gezilerimiz sırasında özellikle en kısa sürede hipnoz uygulayan ekip olarak dikkatleri çektik. Hipnozla gerçekleştirdiğimiz ağrısız ameliyat olgularımız da takdirlerle karşılandı. Tedavinin başarılı olabilmesi için hastanın bize inanması ön koşuldur.

A. TIP: Hipnozla en büyük başarı hangi hastalıklarda sağlanıyor?

Dt. Müezzinoğlu: Açık ve seçik olarak şunu vurgulamak isitiyorum: ben hipnozla ameliyat yapılsın demiyorum. Yapılabilir ama herkeste yapılamaz. Ancak, diyorum ki: ya kendi yaptıklarımız ya da toplumda kazandıklarımız defetme ve yok etme şansına sahibiz. Yeter ki bunu yapmayı arzu edelim. 80'li yıllarda hipnozdan "kilo verme" sorunu olan kişiler yararlanmak isterlerdi. Birkaç yıldan beri ise başvuranlar daha çok psikosomatik rahatsızlıklardan şikayetçi. Fobiler ağır basıyor. Strese bağlı sorunlar da oldukça fazla. Bu hastalarımızda gördüğümüz şu; samimi ve iyi niyetle olaya gerçekten inanmış kişiyle hipnotik diyalog kurabilmişseniz defalarca tedaviye gerek kalmıyor. Genellikle 5 seansta, hasta olumlu gelişmeyi hissetmeye başlıyor. Artık tedavi, hastanın öğreneceği, kendi kendine telkin ile devam edebilir. Belki bazı vakalarda 10-15 seansa gerek duyulabilir. Ama ölçek olarak 5 seans diyebiliriz. Tedavilerin başarıya ulaşması için öncelikle hastanın hazır olması gerekir. Söz gelimi, sigarayı bırakmak için başvuran bir hasta, gerçekten bırakmak istemedikçe bırakamaz. Bunun gibi uyuşturucu alışkanlığı olan bazı olgularımızda da olumlu sonuçlar elde ettik. Zayıflama ve cinsel sorunları olanlar da öncelikle uzmanların kontrolünden geçmek koşuluyla hipnozdan yararlanabilirler.