Bilinçli Hipnoz
1950'lerden Günümüze Aktarılan Deneyim
Anasayfa İletişim
  ANKET

Hipnozu yardımcı bir tedavi yöntemi olarak kullanıyor musunuz?

Hipnoza inanmıyorum
Hayır hiç kullanmıyorum
Bazen kullanıyorum
Çoğunlukla kullanıyorum
Her zaman kullanıyorum

DİŞ HEKİMLİĞİNDE HİPNOZ

Dünya'da bilimsel ve tıbbi hipnozu en fazla kullanan tıp mensupları diş hekimleridir. Hipnozla tedavi yapan hekimler arasında yüzde 40 oranıyla diş hekimleri önde gelmektedir. Bilimsel ve yasal anlamda 1958 yılından beri tıbbi amaçlarla hipnozun resmen kabul edildiği Amerika Birleşik Devletleri'nde faal 5 tıp kuruluşunun 3 tanesi diş hekimlerine ait kuruluşlardır. Diş hekimlerinin bu büyük oranı ve uygulamayı başarmaları rastlantı değildir. Diş hekimleri, kendi çalışma alanlarında anestezi ve cerrahi müdahaleler yapmaya yetkili olup, ayrıca diş hekimi korkusu gibi konularda, bulantı refleksinin kontrol altına alınması, ağız içi ve dışı aparatlara alıştırılması, ağrı, anestezi ve alerjik hastaların tedavilerinde, parmak, dudak emme, tırnak kemirme, çene gıcırdatma gibi psişik sorunları çözmek için tek başlarına hipnozu kullanma rahatlığına sahiptirler. Hasta hekim ilişkisinde fotöy (dişçi koltuğu) korkusu diye tanımladığımız korkular nedeniyle tedaviden kaçan ve dayanılmaz ağrılar karşısında zoraki teslim olup dişini kaybeden, ikinci bir ağrıya kadar bir daha uğramayan korkaklar çoğunluktadır. Onlara göre diş tedavisi ağrılı, acılı, can yakan, bir çalışmadır. Bu anlayış ve yaklaşım bazı kırsal kesimde büyüklerin "iğneciye, dişçiye gideceğim" gibi yanlış yaklaşımlarıyla değişmez bir korkuya dönüşmektedir. Kişi olgunluk çağına eriştiği halde olağan kontrollerden kaçmaktadır. Bu tür korkan gruptan, kendi sağlığı gereği tedavi olması gerektiğine inananlardan, hipnozu tanıdıktan sonra aklı yatanlarla yapılan birkaç seanslık tedaviden sonra yüzde 90 oranında korkunun giderilmesi mümkün olmaktadır. Kişi evindeki koltukta gibi dişçi koltuğunda oturtabilmektedir. Tedavi boyunca sıkılmamakta, uzun süre ağzı açık kalsa da yorulmamakta, ağrıya karşı direnci arttığından basit ağrıları algılamamakta, bulantı refleksini denetleyebilmekte, operasyonlar sırasında tükürük düzeyi, kanama miktarı azalmaktadır. Hekimin verdiği talimatları yerine daha kolay getirebilmekte, kısacası rahat ve huzur içerisinde sağlıklı bir ağız yapısına kavuşmaktadır. Şimdi vereceğimiz örneklerle tedavi olan gönüllerin görüş ve tedavi sırasındaki başarılarını aktaracağız.


HALEP ÜNİVERSİTESİ DEKANI'NIN HAYRETİ

Semra Hilal, Halep'te, Halepli mühendisle evli Türk kökenli bir hanımdır. 1980 sonbaharında merkezimize başvurduğunda, araç tutması, alerjik yapı ve aşırı kilo sorunlarından söz etmişti. Gerçekten o yıllarda, Halep'ten İstanbul'a gelmek uzun zaman alıyor, uygun olmayan yol yapısı ve virajlarda kişinin araç tutma tepkisini kamçılıyordu. Semra Hanım İstanbul'da kaldığı süre içerisinde 4-5 defa hipnoz seansına alındı. Hipnozu derin yaşayan gruptandı. Araç tutmasını çözebileceği, bilinçli ve dengeli besleneceği, iştah ve irade konusunda kendisini yönlendirebileceği telkinleriyle hipnoz uygulandı. Vücut direncinin artacağı alerji konusunda da kendini değiştirebileceği telkinleri yapıldı. Bu seansların ardından Semra Hanım, Halep'e döndü.

Bir gece yarısı şiddetli diş ağrısıyla uyanan Semra Hanım, sabahın erken saatlerinde Halep Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Dr. Adnan Haşim'e başvurur. Hastasının alerjik reaksiyonunu bilen Dr. Adnan Haşim, hastasına dişinin çekilmesi gerektiğini, ancak bunun Halep'te yapılamayacağını, kendisini New York'a yollayacağını belirtir.

"Madem dişimi çektirmek zorundayım. Önce İstanbul'daki doktorum Ali Eşref Müezzinoğlu'nu arayalım, Onun telkinini alarak işi ilaçsız morfinsiz ve ağrısız halledelim" diyen Semra Hilal'e, doktoru inanamamıştı. Doktor kendisine başvuran bu hastasını çok iyi tanıyordu. Semra Hilal'in fizyolojik yapısını biliyordu. İlaçlara karşı son derece alerjikti. Değil diş çektirmek, aspirin bile kullanamıyordu. Dr. Haşim, çaresiz hastasının önerisini kabul ederek İstanbul'un telefonla aranmasını ve Dt. Müezzinoğlu tarafından hipnozun yapılmasını kabul etmişti.

18 Nisan 1981 günü Halep-İstanbul arasında yapılan telefon aracılığıyla hipnoanestezi sağlanarak sağ alt yirmi yaş dişi çekimi gerçekleşti. Bu olay üzerine Dr. Haşim, hazırladığı tutanağı Halep'te tercüme ettirerek onaylatıp Dt. Müezzinoğlu'na bir belge olarak gönderdi. Kitabın sahifeleri arasında bulacağınız bu mektubun fotokopisinde görüldüğü gibi, "Dr. Adnan Haşim: Bayan Semra Hilal bana, anestezi dahil bütün ilaçlara karşı alerjisi bulunduğunu, bunun için dişinin çekilmesinde hiçbir ilaç alamayacağını bildirdi. Kendisine, bu gibi dişlerin çekilmesinde çok acı duyulacağı gibi, ardından da bir kanama olasılığının bulunduğunu ve kesinlikle ilaç kullanılmasının zorunlu olduğunu anlattım. Kendisi cevaben İstanbul'a gideceğini, ağrı duymamak için orada doktoruna başvurarak hipnoz tedavisi göreceğini, dönüşünde de gelip bana haber vererek dişini çektireceğini söyledi.

Hastam İstanbul'a gitti ve 18 Mart 1981 tarihinde Halep'e dönerek diş çekme ameliyatının 3 Nisan 1981 Cuma günü saat 13'te yapılmasının kararlaştırılmış olduğunu bildirdi. Aynı gün ve saatte, İstanbul'da Pangaltı-Ergenekon Caddesi 80/2 numarada, Doktor Ali Eşref Müezzinoğlu ile 46 46 05 numaralı telefon ile bir konuşma yapıldı. Diş etrafındaki bağları kestim ve diş etini dişten uzaklaştırdım. Hastam çok az bir acı duyduğunu söyledi. Doktor Ali Eşref Müezzinoğlu ile ikinci bir telefon konuşması yapıldı.

Doktor Müezzinoğlu, İstanbul'da telefon hattının öbür ucundan kendisine ameliyatın yapılabileceğini söyledi. Bunun üzerine dişi acısız olarak çektim. Ancak çengel halinde olan ve çürüyen diş kökü kırıldı ve yerinde kaldı. Gerekli aletlerle kök etrafını genişleterek kökü yerinden aldım ve çıkardım. Hastam bana pek az ve hatta hiç denecek kadar bir ağrı duyduğunu söyledi. Bu gibi dişlerin ve bilhassa anormal durumda bulunan dişlerin çekilmesinde hastanın çok ağrı duyacağını bildiğim için önümde olup bitene hayret ettim.

Sözü edilen diş çekme ameliyatı sırasında olup bitenleri Halep'te Diş Tabipleri Sendikası'na bildirdim. Suriye'de ilk defa olarak geçen bu olayı da New York Dişçilik Fakültesi'ne yazıyla bildireceğim. Bana verilen bu fırsattan dolayı Dt. Ali Eşref Müezzinoğlu'na teşekkür ederim.

Dr. Adnan Haşim,

Mühür ve tasdik.

Aslına uygundur,

19.04.81

DİŞ HEKİMİ KORKUSU

Şahika K. 44 Yaşında İngiliz Edebiyatı mezunu, Bir diş hekiminin yengesi olup, diş hekiminden korkmakta ve tedaviye gitmekten kaçınmaktadır. 24 Şubat 1998 günü Merkezimize başvurmuştur. Kültürlü ve bilgili bir hanım olan hastamız, muayene lafından bile etkilendiğini, randevulardan kaçtığını, sorunlar yaşadığını sigarayı artan bir ihtiyaçla içtiğini ve dengeli beslenmek istediğini ifade etmiştir. Yapılan görüşmeler sırasında tedaviden kaçınmanın yanlış olduğunu bildiğini ama, yapamadığını ifade ederek hipnoz uygulanmasını istemiştir. Hazırlık ve mayalama seansları sonunda doğrudan hipnoza alınmış ve yapılan birkaç seans sonunda istenilen konsantrasyona erişilmiş. Hastaya artık tedavinin yapılacağı söylenmiştir. Hasta cevaben "sigarayı bırakırsam başaracağımı biliyorum" diyerek kaçamak yollar aramaya çalışmıştır. O seansta derin giren hastaya sigarayı bırakabileceği telkinleriyle birlikte, diş konusu telkinleri de yapılmıştır. Bir sonraki gelişinde hasta mutlu bir ifadeyle bir türlü bırakamadığı sigarayı artık arayıp içemediğini, başardığını belirtmiş, artık diş tedavisine hazır olduğunu söylemiş ve son seansa alınmıştır. Ertesi hafta, uygun bir saatte kayınbiraderinin hayli uzakta olan muayenehanesine birlikte gidilmiştir. Yolda yapılan görüşmelerde hayretler içersinde olduğunu, randevu ve tedaviyi hiç düşünmediğini "sanki terzi provasına gidiyorum" diye sevincini belirtmiştir. Meslektaşımın şaşkın bakışları arasında muayene koltuğuna oturmuş ve kendini telkinlerimize bırakmıştır. Yapılan hipnoz sırasında, sadece diş tedavisiyle ilgili konularda, kayınbiraderinin de hipnozuna girebileceğini, biz olmasak da bundan sonra tedavilerinin tamamlanacağı telkin edilmiştir. Seans sırasında anestezi yapılarak diş çekimi ve ardından da ölçü alımı yapılmış, hasta hipnozdan çıkarılmıştır.

Nevzat Tandoğan, diş tedavisi ile geçmişe dayanan sorunları olduğunu, bir televizyon programı sırasında hipnozu tanıdığını, sığınacak son liman olarak bize başvurduğunu söylemekte idi. Yaptığımız görüşme sırasında alerjik bir yapısının olduğunu, ilaç kullanamadığını ve anestezi yapılamadığını ifade ederek, "bundan on yıl önce Çapa Diş Hekimliği Fakültesi'nde yaşadıklarını şöyle anlatmaktaydı: "Test yapıp dişini çıkarırız diye beni koltuğa oturttular. Yapılan anesteziden birkaç dakika sonra kendimden geçmişim. Üç gün yoğun bakımdan sonra hayata yeniden başladım. Yıllardır ağzım perişan bir vaziyette. Ama ne çare ki alerjik yapım tedaviye engel", diyerek kendisini tanımlamaktaydı.

Kendisine hipnoz ve mekanizması uzun uzun anlatılarak hipno anestezi altında yapılan ameliyat ve diş çekimleriyle ilgili video kaset izletilmiş, gönül rızası alınarak hipnoza başlanmıştı. Dördüncü seansta, önce sallanan iki dişi, ardından ertesi sabah üçer dörder olmak üzere ömrünü tamamlamış 17 adet sallanan veya kök haline gelmiş dişleri temizlenmiş, bu işlevler sırasında kesinlikle hiçbir ilaç ve anestezik madde kullanılmamıştır. İşlem bitince de alt ve üst parsiel protezi tamamlanmıştır.

AMERİKA'YA GİT DEDİLER BİZE GELDİ

İlker Aksoy 61 yaşında eczacı. 23 Eylül 1987 günü diş hekimi Erdal Salihoğlu tarafından Hipnoz Merkezine getirildi. Dr. Salihoğlu'nun okul arkadaşı olan Eczacı Aksoy, yıllardır bulantı refleksi nedeniyle protez kullanamıyor ve ağız içi tedavisiyle ölçü alımları sırasında rahatsız oluyordu. Son olarak Amerika Birleşik Devletleri'ne gitmesi, orada yapılacak sabit protezlere ve narkoz altında sorunu çözmesi önerilmiştir. Ekonomik olarak bu seyahat ve tedavinin pahalı olması karşısında sıkıntılarını anlatınca, Salihoğlu tarafından bir de hipnozu deneyelim düşüncesiyle konu gündeme gelmişti. İstanbul dışında, Biga'da hastamıza hazırlığın ardından üç direkt seans hipnoz uygulanarak rahatlatılmış, dördüncü seans da meslektaşımızın muayenehanesinde uygulanmıştı. İlk ölçüsü bulantı olmaksızın tarafımızdan alınmış, daha sonraki seanslarda da yanında olup hipnozu uygulayarak alt-üst protezleri yapılmış, "ağzında bir lokma nasıl duruyorsa protezleri de öyle kabulleneceksin" yaklaşımıyla işlem tamamlanmıştır.

Hipnoz seansları sonunda yüzlerce vakaya erişildi. Parmak emme, dudak, damak emme gibi konularda, bruksizm diye tanımladığımız çene gıcırdatma olgusunda, trigeminos nevralji gibi ağrılarda, yarı yüz felçlerin daha çabuk düzelmesi, ağız içi aparatlara daha kolay alışma gibi konularda güvenle uygulanmaktadır. Hasta; tedavi koltuğundan, sesten, aletten ve kokudan rahatsız olmamaktadır.

DİŞ HEKİMLİĞİNDE HİPNOZ (HİPNODONTİ)

Hipnodonti sadece hipnoanestezi altında diş çekmek değildir. Aslında hipnoza giren hastaların ancak %20'si diş çekiminin sağlanacağı kadar derin transa girebilmekte, asıl büyük çoğunluk, diş çekiminden başka konularda hipnozdan yarar sağlamaktadır. Hastaların başında diş hekimi korkusu gelmektedir. Hastanın bu korkusunun giderilmesi ve fotöye hiçbir korku duymadan oturmasının sağlanması bile büyük başarıdır. Ayrıca, diğer tıp branşlarına göre diş hekimleri hastalarının daha büyük bir yüzdesine hipnoterapi uygulama şansına sahiptir, çünkü hasta zaten ağrıdan ve korkudan kurtulmak için çareler aramaktadır ve her türlü öneriyi incelemeye hazırdır.

Genellikle hastalar dişhekiminin söylediklerini yerine getirmeye alışıkdırlar. Ağzınızı açınız, kapayınız, ısırınız, gibi telkinleri kabul etmeleri büyük avantajdır. Hafif bir transın bile elde edilmesi, hastanın rahatlaması, gevşemesi, korkularını yenmesi için yeterlidir. Diş hekiminin hastaları genellikle psişik yönden normal kişilerdir. Nörotiklerde görülen hipnoza direnç söz konusu olmadığından, bir psikiyatriste göre başarı oranı daha yüksektir. Dikkat edilmesi gereken nokta hipnozun kontrendike olduğu psikozların ayırımını yapmaktır. Çünkü hipnoz psikoz eşiğinde olan kişilerin psikoza girmesine sebep olabilir.

DİŞ HEKİMLİĞİ TEDAVİLERİNDE

HİPNODENTAL UYGULAMALAR

Hızla değişen ve gelişen psikolojik yaklaşımlar, hasta-hekim ilişkilerine yeni boyutlar kazanmaktadır. "Önce insan" ilkesinden yola çıkıldığında; oral kavite ile ilgili pek çok sorunun çözümünde ve ağız-diş sağlığının kazanılmasında psişik faktörler hastaya kolaylıklar sağlar.

Yaşayarak veya işiterek kazanılan dental fobiler insanoğlunu tedaviden kaçırmaktadır.

Ta ki; dayanılmaz ağrı ve sıkıntılar, yaşamı karartıncaya kadar. Can havli ile fotöye oturan hasta, acil sorunun çözümünden sonra ikinci bir ağrıya kadar hekimden kaçmaktadır. Diş hekimi fobisi, insanların ağız sağlığını tehdit edici boyutlara ulaşabilir. Bu fobi yüzünden diş hekiminden uzun süre kaçan hastalar, çeşitli sorunlarla karşılaşırlar. Genellikle bu fobinin sebebi, kendisi veya bir yakının geçirdiği kötü bir deneydir. Uzun süren ağrılı bir deneyim ardından, her geçen gün endişe katlanarak büyür ve sonuçta fobi oluşur. Artık hasta istese de tedavisinin yaptıramayacak hale gelir.

Oral kaviteyle ilgili davranış bozuklukları diş tedavisinin yapılmasında büyük bir engel olabilir. En sık görülen sorunlar, diş tedavisinin yarattığı anksiyete ve korkudan kaynaklanır. Bazı hastaların anksiyetesi o kadar fazla olur ki, rutin diş tedavisi sırasında yapılan tüm girişimler olanaksızlaşır (Berggren ve Karlson 1986, Eli ve Klienhauz 1985, Eli, Klienhauz ve Bar-Gil 1983, Klienhauz, Eli ve Rubinstein 1985, Milgrom, Weinstein, Klein-Knecht ve Getz 1985). Bu tür hastalar için tanımlanan tedavi teknikleri; genel anestezi, nitrözoksit (N2O), davranış tedavisi, gevşeme ve hipnozdur (Berggren ve Karlson 1986, Berggren ve Linde 1984, Eli ve Kleinhauz 1985, Eli, Kleinhauz ve Bar-Gil 1984, Eli ve arkadaşları 1983, Kleinhauz ve arkadaşları 1985, Milgrom ve arkadaşları 1985, Todd ve Walker 1980).

Hipnorelaksasyon ve hipnoz bu tür hastalarda çeşitli davranış tekniklerinin uygulanması için güçlü yöntemlerdir.

KORKU VE KAYGI

Problem

Diş hekimliğinde korku ve kaygı yaygın bir problemdir. Yapılan bir çalışma, diş hastanelerinde tedavi gören hastaların %46'sı, genel diş uygulamaları ve cerrahi operasyonlar sırasında kaygı içinde olduklarını göstermiştir.

Geleneksel Yönetim

Diş hekimi korkusu ve kaygısı olan hastalar geleneksel yöntemlerde pek çok tekniklerden yararlanmaktadır. Yönetim işinde iki anahtar özellik şunlardır:

Klinisyen lokal anestezi ve gerekiyorsa ilaç tedavisinin etkili kullanımına olanak verecek çocuğun kendisini rahat hissedebileceği bir çevre yaratır. Yukarıdaki durumun başarısız olması halinde son çare olarak genel anestezi kullanılır.

devamı